Eleştirel Düşünme Biçimlerine Göre Truman Show
Biçimciliğe Göre Truman Show
Truman
Show, yarı bilim kurgu yarı komedi olarak kategorilebileceğimiz bir filmdir.
Truman
Show, ele aldığı veya eleştirdiği içeriği/bakış açısını olayların tam olarak
ortasından işlemeye başlar. Normal bir yaşam süren Truman’ın aslında
kapitalizmin ve şov dünyasının bir parçası olduğunu fark etmesinden öncesini
ele alır.
Çevresindeki
karakterler tamamen sıradan, Amerikan rüyasını yaşayan insanlardan oluşur.
Truman dışında herkes onlara verilen diyaloglar ile hayatını idame ettirir,
robotlar gibi yaşam sürdürürler. Kim bilir, belki de Truman’ın dünyasında
yaşayan mutlu insanlar gerçek dünyada oldukça sıkıntı ve badireler içinde
yaşayan hatta belki de mutlu bile olmayan kimselerdir.
Film,
yeri geldiğinde Truman’ın, yeri geldiğinde ise kapitalizmin ve seyircilerin
gözünden anlatılır. Filmde yer yer bir kadrajın içinde gelişir olaylar. Yani seyirciye
sürekli üçüncü değil dördüncü bir göz olduğunu anlatır.
Film
boyunca, Truman bazı şeyleri fark etse de içinde bulunduğu “Beyaz Amerikalı”
döngüsüne girmektedir. Ve filmde yer yer bu döngüyü izlemekteyiz.
Ayrıca
yapılan kapitalist eleştiriler, markaların insanlığı ele geçirme ve
“zincirleşme” konularını benzer şekilde 1999 tarihinde beyaz perdeye konuk olan
Fight Club filminde görmekteyiz.
Tarihsel
Eleştiriye Göre Truman Show
Eser, izleyiciler arasında tıpkı Matrix filmdeki gibi “Acaba
bir döngünün/simülasyonun içinde miyiz?” teorilerinin ortaya çıkmasına neden
olmuştur.
Televizyon dünyasının 60’lardan günümüze varan serüvenindeki
gelişimi ve değişimi, insanların işlerini güçlerini bırakıp televizyon başında
uyuklayacak kadar vakit geçirmeleri, sıradan bir Amerikalının hayatını takip
edecek kadar hayattan belki de keyif almamaları hatta markaların izleyiciye
empoze etmeleri televizyonun tarihsel koşuluyla ilişkilendirilebilir.
Eser tamamen televizyonun ve reklamların tam olarak
karşısında yer almaktadır.
Psikanaliz
ve Psikoloji Kavramlarına Göre Truman Show
Truman, kendince bazı şeylerin farkına vardıkça paranoyak,
şizofrenik davranışlar sergilemekte. Herkesin, her şeyin veya her olayın
döngüde olup olmadığına veya işin içinde olup olmadığına dikkat etmekte. Kendi
eşini bile bıçakla rehin alacak kadar, arabasını alevlerin içinden sürecek
kadar gerçeklikle zihnini kırmış durumda. Hatta sırf bu davranışlarını
anksiyetik davranışlar olarak değerlendirebilirsiniz. Özellikle filmin sonunda
okyanusun bir duvarla bittiğini gördüğünde yaşadığı buhram, çaresizlik ve artık
tabiri caizse kayışın kopması söz konusu gerçekleşiyor. Oldukça sakin ve durağan bir hayata sahip ve
aynı şekilde oldukça sakin bir zihne sahip Truman’ın filmin ortalarında ve
sonunda kaosun eşiğine geldiğini görebiliriz. Elbette Shining kadar insan
hayatının kaybı ve psikopat davranışlar söz konusu olmasa da idealleri için
birçok şeyi göze alabilecek bir karaktere bürünüyor Truman.
Post-Yapısalcılık
ve Yapıbozum Anlayışına Göre Truman Show
Eser, hakikatın ne olduğunu filmin başından seyirciye
aktarılmakta. Hakikat gerçekliğe ulaştığında Truman’ın psikolojik olarak
çöküşüne yol açmakta. Bulunduğu her ortamın (kendi evi dahil) dizi setlerinden
oluştuğu ve kumların hatta okyanusun bile sahte olduğu yapay olduğu
söylenmektedir.
Yorumlar
Yorum Gönder