Tarihsel Eleştiriye Göre The Pianist Filmi

Her ne kadar sinema severler için tartışmalı bir isim olsa da Roman Polanski, 2002 yılında realizmi tam manasıyla izleyicinin kanına karıştığı bir eser ortaya koydu. İkinci Dünya Savaşı temasını askerlerin gözünden, savaş meydanlarından ziyade bizzat halkın gözünden, sıradan ve sefalet içinde yaşayan insanların gözünden deneyimlediğimiz nadir eserlerdendir. Başta Adrien Brody olmak üzere gerçekten üstün oyunculuklara şahitlik ettiğimiz anlar hali hazırda izleyicinin seyir zevkini gerçekten arttırıyor diyebiliriz. Kadro, çekimler, kullanılan renkler ve özellikle müzikler Pianist’i Pianist yapan en önemli unsurlardır. Senaryo, gerçek hayattan yaşanılmış bir hikayeyi anlattığından olay örgüsünün daha detaylı olması, karakterler arasındaki ilişkiler ve dayanağı olan sağlam diyaloglar daha gerçekçi hissettirmesini ve karakterler ile bağ kurmamızı sağlamıştır.

 

-        Tarihsel Dönem Eserde Nasıl Anlatılmıştır? Belirli Bir Tarihsel Döneme Ait Bir Ürün Olmayı Nasıl Başarmıştır?

 

Eserin geçtiği dönem, yazının başında da bahsettiğim gibi İkinci Dünya Savaşı’nın kasvetli ve karanlık dünyasında. Savaş arifesi telaşlı ama bir o kadar da umut dolu Polonya’nın, adeta bir distopyaya doğru sürüklenişi arka planda işleyen ve göze sokulmayan ufak tefek olaylardan tutun da çevresel unsurların film ilerledikçe yavaş yavaş değişmesine dek anlatılıyor. İnsanların sürekli diken üstünde oluşu, yozlaşmaya başlaması, üst sınıf ile alt sınıfın neredeyse aynı şartlar altında yaşaması da savaşın gözle görülebilir etkilerinden. Yani eser, anlattığı dönemi hem seyircinin ana odağında hem de arka planda toplamış diyebiliriz. Üstelik bunu orta halli yetenekli bir piyanistin perspektifi üzerinden gerçekleştirmiştir.

 

Ayrıca filmin atmosferi 1930’ların sonu 40’ların başında geçen tarihi dönemini kostüm tercihleriyle ve mekan tasarımlarıyla gerçekten iyi yansıtmakta.

 

-        Yaşanan Hangi Olaylar Eserin Üretim Aşamasında Önemli Derecede Etkili Olmuştur?

 

The Pianist, filmin ana karakteri olan Wladyslaw Szpilman’ın ölümünden iki sene sonra yayımlanmıştır. Szpilman 88 yaşında eşiyle birlikte aynı yıl içinde yani 2000 yılında hayatını kaybetti. Bunun üzerine Polanski Szpilman’ı anmak için kollarını sıvadı.

 

-        Eser Çağdaş Tartışmaların Bir Parçası Olan Savlar Yaratabilmiş Midir?

 

The Pianist’i izleyenler, genel olarak hikaye üzerinden felsefi tartışmalardan veya olay örgüsünün (varsa) gri yanlarından taraflaşmaktansa daha çok “sıkıcı” bulanlar hikayenin bir yere varmadığını savunan ve yavan bir hikaye olduğunu savunanlar, son olarak da filmin kusursuz olduğunu söyleyenler, başyapıt olduğunu söyleyenler olarak ikiye ayrılmıştır.

Sonuçta Nazilerin savunulacak bir eylemleri olmadığından politik kavgaların neredeyse sıfıra indirgendiğini görebilirsiniz. Elbette Nazi askerlerinin içinde de iyi insanlar var ki filmin son perdesinde de böyle bir karakter ile karşılaşıyoruz (Her ne kadar filmin başında gördüğümüz Naziler gerçekten insanlığa sığmayacak eylemlerde bulunsa da)

Fakat bunun üzerine herhangi bir kutuplaşma bulunmamakta.

 

-        Eserdeki Karakterlerin Tarihsel Tasvir İçindeki Yerleri Nedir? Eserin Anlattığı Döneme Ait Tip Ya Da Figürleri Nasıl Temsil Etmişlerdir?

 

Eserde genel olarak Szpilman’ın ailesi, yakın arkadaşları ve tanıdıkları bizlere eşlik ediyor. Bu karakterlerin gerçek hayatta tarihsel birer kimlik ve birer birey olmaları, düşüncelerinin ve fikirlerinin olmaları, hayat planları ve hedeflerinin olması gibi unsurlar da izleyicinin aklına geldikçe o karakterlere artık figür olarak değil gerçek insan gözüyle bakmaya başlıyor. O karakterlerin başına kötü bir durum geldiğinde veya hayatlarını kaybettiğinde izleyicinin üzerinde buruk bir his bırakıyor.

 

-        Yazarın/Sinemacının Konuya Yaklaşımı Ve Eserin Sahip Olduğu Değerler Ve İdealler Tarihsel Koşullar Tarafından Şekillendirilmiş Midir?

 

Polonya’nın Nazi Almanya’sı tarafından işgal edildiği bir dönemde yer alan ekosistem eninde sonunda bozulmaya hatta çürümeye yüz tutmuş bir hal almıştır. İnsanlığın, medeniyetin sona erdiği ve Szpilman gibi giyimine kuşamına dikkat eden, sık sık tıraş olan elit ve kibar bir adamın, mecburiyetten ve hayatta kalmak için temizlik kovasında birikmiş pis suyu bile kana kana içtiği bir distopya söz konusu.

 

-        Eser Belirli Bir Söyleme Ait Midir Ve Diğer Söylemlerle Bir Çatışma İçinde Midir?

 

The Pianist, tamamen Nasyonal Sosyalizm karşıtı yapımlardan birisidir. Adolf Hitler’in ve Nazizm düşüncesini ağır bir dille eleştiren, savaşın aslında toplumlara ne denli zarar verdiğini resmeden ve savaş karşıtlığı propagandası yapan bir eserdir. Tamamen barış yanlısı ve toplumu, medeniyeti, insan haklarını savunan bir ideolojiye sahiptir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çağımızın Kanayan Yarası: Kültür Emperyalizmi

Eleştirel Düşünme Biçimlerine Göre Truman Show